Arabesk müziğin unutulmaz ismi, “Arabeskin Babası” olarak anılan Müslüm Gürses, vefatının 12. yılında sevenleri tarafından özlemle anılıyor. Şarkılarıyla umutsuzluğun, çaresizliğin, aşkın ve acının sesi olan Gürses, Türk müzik tarihinde silinmez bir iz bıraktı.
Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde dünyaya geldi. Ekonomik zorluklar nedeniyle ailesiyle birlikte henüz 3 yaşındayken Adana’ya göç eden Gürses, ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi. Genç yaşta ayakkabı tamircisi ve terzi çıraklığı yaparak hayata tutundu.
Müziğe Açılan Kapı: Bir Ses Yarışması
Babasının karşı çıkmasına rağmen annesinin desteğiyle 1967 yılında, henüz 14 yaşındayken Adana’da düzenlenen bir ses yarışmasına katılan Müslüm Gürses, yarışmayı birincilikle kazandı. Bu yarışma, onun hayatının dönüm noktası oldu. Yarışmanın ardından “Gürses” soyadını kullanmaya başlayan sanatçı, kısa süre çay bahçelerinde türkü söyledi ancak geçim sıkıntısı nedeniyle tekrar terziliğe döndü.
Adana’da bir gazinoda assolist Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanması üzerine sahneye çıkan Gürses, gördüğü büyük ilgiyle profesyonel müzik yolculuğunu başlattı. Mikrofonu eline aldığı bu geceden sonra sahneler onun evi oldu.
Plaklar, Kazalar ve Yeniden Doğuş
1968’de yayımlanan ilk 45’liği “Emmioğlu / Ovada Taşa Basma” ile dikkat çeken Gürses, İstanbul’a taşındıktan sonra çıkardığı plaklarla geniş kitlelere ulaştı. “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı eseriyle büyük bir çıkış yakalayan sanatçı, bu plağıyla satış rekorları kırdı.
1978 yılında geçirdiği ağır trafik kazası ise hayatının en dramatik anlarından biri oldu. Kazada öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi. Bu kazanın ardından koku alma duyusunu kaybetti, işitme duyusu ciddi şekilde zarar gördü ve konuşması yavaşladı. Ancak tüm bu zorluklar onu müzikten koparmadı.
1990’larda İkinci Zirve
1990’lı yıllarda yayımladığı “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” albümleriyle ikinci büyük çıkışını yakalayan Müslüm Gürses, bu dönemde toplumun dışlanmış, kırılmış ve yalnız hisseden kesimlerinin sesi oldu.
2000’li yıllarda ise Murathan Mungan ile yaptığı “Aşk Tesadüfleri Sever” projesiyle farklı müzik türlerine yöneldi. David Bowie’den Leonard Cohen’e uzanan repertuvarıyla yeni kuşak dinleyicilerin de gönlünü kazandı.
Sinema ve Özel Hayatı
Müslüm Gürses, 38 filmde rol alarak Yeşilçam’da da iz bıraktı. Genellikle acı dolu hayat hikâyelerini anlatan karakterleri canlandırdı. Hayat arkadaşı Muhterem Nur, onun hem sanatta hem hayatta en büyük destekçisi oldu.
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinde 78 albüm yayımlayan Gürses, zaman zaman “varoş müziği” eleştirilerine maruz kalsa da her kesimden saygı gördü.
15 Kasım 2012’de geçirdiği ameliyat sonrası sağlık durumu ağırlaşan Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te hayata veda etti. Usta sanatçı Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.